Sana bakmayı anlatmak; En büyük sanatların yaratabileceği en güzel zümrüt,
Seninle olan dünyamda ki güzellikler seninle anlam kazanıyor,
Tüm dünyaya gözü kapalı olarak bir gülüşüne ömrümü verebilirim, hem de sebepsiz,
Yanımda olmadığın her saniyede bile sol yanımı hissettirenimsin..
Sırf sonunda sen varsın diye sana olan hasreti bile seviyorum..
Sevmek; hangi dilde olursa olsun konuşmasıyla değil,
Yüreklerin aynı anda dile gelmesiyle oluşur,
Sen ve ben kelimesini gönülden söyleyebilmek gibi,
Bir elmanın iki yarısı, Mem-u ile Zin gibi,
Gözlerimizi karartırcasına özgürlüğe koşarak gitmek gibidir sevmek…
Derin derin soluduğumda hayatı, yaşama nedenim olan nefes gibi sevdim…
Kirpiklerinden düşen şiir değil; sevdamın tılsımıdır bu gece,
Ayazda kalmış bir yürek üşüyor bende,
Ve tüm cümleler buz kesiyorken,
Sözcüklerinle ısınmayı yontuyorum tir tir üşüyen gönlüme,
Bir düşüş yaşıyorum ayak uçlarımdan her bir zerreme,
Düşüne daldığım vakitlerin mavi renklerinde ömrüm,
Toz pembe hayaller arasından arındırdığım kızıl-mavi bir yaşamda,
Gidecek adresim, sığınacak limanım olmazken,
Yokluğuna dost olduğum akşamlarda, buğulu camlar ardında yakıp sigaramı,
Bir nefeslik daha seni seyredip, yüreğimde rehin olduğunu,
Ve gözlerimin gözlerine sürgün olduğunu bile bile,
Gönlümün çıkmaz sokağında seni arıyorum..
Ve düşünürken o parıldayan gözlerinde sevdayı,
Seni sensiz yaşıyorum..
Lapa lapa karlar yağarken istanbula
Üşüyen yüreğime dem vurup, kaskatı buz kesiği zerremin,
En üşüyen yanları ile dizlerinde uyanıyorum her sabah..
Bu kent sensiz çok yabancı bana, Ve sensiz ölmek istemiyorum,
Çünkü sen; “gökyüzüm!”, “sonsuz yağmurlarım!” ve sende; “kutsal sessizliklerim!” var,
Sevmek kimi zaman söylemek değildir aslında,
Alıp yüreğimi yüreğine koymaktır,
Bazen sadeliğiyle bütünleşen bir bakıştan ibarettir,
Herşey o iki kelime ise eğer,
Ben seni dili olmayan dilsiz bir yürekle ÇOK SEVİYORUM…